Havaların artık yavaş yavaş ısınmaya başladığı şu günlerde bayanların en büyük kabusu olan fazla kilolarda sorun olmaya başladı. malum yaz geliyor insan cıvıl cıvıl giyinmek istiyor na yazık ki kilo sorunu buna biraz engel oluyor. Bu sorununuza evde hemen hemen herzaman bulunabilen bitkilerle biraz çözüm bulmaya çalışacağım umarım yardımcı olabilirim.
Kilo vermenizi sağlayan 10 bitki!
Sağlıklı kilo vermek isteyenlere , iştah azaltan bu bitkileri tavsiye ediliyor. İştah azaltan ve yağ yakımını hızlandıran bu 10 bitki, uzmanlar tarafından kilo kontrolü amacıyla tavsiye ediliyor. İşte kilonuzu ayarlamanıza yardımcı olacak bitkiler..
İnternet haber'in verdiği habere göre, sağlıklı kilo vermek isteyenler, iştah azaltan ve yağ yakımını hızlandıran bu bitkileri tercih ediyorlar...
At kuyruğu bitkisi idrar sökücü özelliğiyle biliniyor. Yağ dokularını eritmeye yardım eden bitki yaraların iyileşmesine de yardımcı oluyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi fazla dozda kullanılırsa böbreklere zarar verebilir.
Maydanoz, metabolizmayı hızlandırarak bağ dokusunu güçlendiriyor. Maydanoz yemek ve çayını içmek, ödemlere ve vücudun su toplamasına karşı çok etkili bir yöntem olarak biliniyor.
Adaçayı zayıflamak isteyenler tarafından iştah kesici olarak kullanılıyor. Çay ve yemeklerde baharat olarak da kullanılabiliyor.
Fesleğen vücutta biriken fazla suyu atmaya yardımcı oluyor. Üstelik, içindeki eter yağların moral yükseltici etkisi bulunuyor.
Kekik, sindirim sorunlarını tedavi edici etkiye sahip ve metabolizmayı hızlandırıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra yorgunluktan şikayet edenlere zindelik veriyor.
Civanperçemi, tatlıya karşı iştahı keser, tokluk hissi verir. Tazelik veren lezzeti, ağır yemeklerin tadını hafifletir.
Biberiye, sindirimi düzenler. İyi bir canlandırıcıdır, kan dolaşımını hızlandırır, cildi sıkılaştırır. Et yemeklerinde kullanılabilir.
Tere, vücuttaki yağ yakımını hızlandırıyor. İnce yaprakları pişince acılaştığı için çiğ yemek gerekir. Ayrıca içinde birçok vitamin barındırır.
Sinameki, kalın bağırsakta suyun emilmesini önleyerek müshil görevi yapar. Uzun süreli kullanımlarda bağırsaklarda yan etkilere yol açacağından idrar söktürücü özelliği bulunan rezene ve nane gibi bitkilerle desteklenmesi gerekiyor.
Balık otu, bünyenin kimyasını hızlandırarak zayıflamaya destek olur. İçindeki maddeler tırnakları güçlendirerek saçlara parlaklık verir. Salata ve meyveli içecekler içinde kullanılabilir.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun, okul öncesi dönemden, erişkin döneme kadar hayatı olumsuz etkileyen önemli bir rahatsızlık olduğu belirtildi.
Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Semerci yaptığı açıklamada, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu hastalığının, son yıllarda bulunmuş gibi gündeme geldiğini, ancak 1902 yılında tanımlandığını ve yeni bir hastalık olmadığını belirtti.
''Hiperaktif çocuk'' diye bir tanımın doğru olmadığını ifade eden Semerci, ''Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, tedavi edilmesi gereken bir sorundur. Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, dikkatini toplayamamak, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik, içimizden gelen ama ifade edilemeyen bir duygudur. Bireyde bu bulguların hepsi olabileceği gibi bazen sadece biri de görülebilir'' dedi.
Semerci, hiperaktifliğin sadece düz duvara tırmanan, yerinde duramayan değil, saatlerce televizyon önünden kalkamayan çocukta da olabileceğine dikkati çekerek, şunları söyledi: ''Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, önemli bir rahatsızlıktır. Çünkü okul öncesi dönemden, erişkin döneme kadar hayatı olumsuz etkiler. Yani dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu bir çocuk hastalığı değil, erişkin dönemde de görülebilmektedir. Doğru şekilde ele alındığı zaman, kolay tedavi edilebilmektedir. Bütün yaşam boyunca hem çocukluk hem de daha sonraki dönemde erkek çocuklarda, kız çocuklardan daha fazla görülüyor. Dünyada ortalama yüzde 5 oranında görülüyor. Bu rakam yaklaşık her sınıfta 1 çocuk demektir. Bizim gibi nüfusu genç olan bir ülke için önemli sorunlardan biridir.''
Genetiğin, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğunun nedenleri arasında yer aldığını vurgulayan Semerci, ''Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, olumsuz olsa da bir çeşit babalardan erkek çocuklara miras kalan bir sorun. Hastalığın yakın akrabalarda olması da bir etkendir. Beyinden salgılanan, dikkat süremizi, davranışlarımızı, tutumlarımızı etkileyen maddelerin salınımındaki bazı dengesizlikler bu hastalığın nedenlerindendir'' diye konuştu.
AİLELER KENDİLERİNİ SUÇLUYOR
Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu bulunan çocukların ailelerinin ''Biz bir şey yaptık ki bu çocuk böyle oldu'' diye kendilerini suçladıklarını anlatan Semerci, şöyle devam etti: ''Hiçbir anne baba, çocuğunu, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu yapacak kadar becerikli değil. Ancak hastalığın daha ileriye ya da daha kötü duruma gitmesinde tutumları, davranışları ve beklentileri çok önemlidir. Ailelerin yapacağı davranışlar hastalık oluşturmaz, ancak hastalığın kötüleşmesine neden olabilir. Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğunun, başka ruhsal sorunlarla çok sık beraberliği görülüyor.''
''AKLI BAŞINA GELİR DİYE BEKLENMEMELİ''
Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğunun ergenlik döneminde geçmediğini, tedavi edilmediği takdirde, davranış bozukluğuna dönüşerek daha büyük sorunların ortaya çıkabileceğini dile getiren Semerci, ''Bu çocukları sahiplenmemiz ve yardımcı olmamız lazım. Eğer bu çocukları biz sahiplenmezsek, başkası mutlaka sahiplenir. Bu başkaları da çoğu zaman olumlu ve iyi yerlerde sahiplenmezler. O zaman aklımız başımıza gelir, ancak artık faydası olmaz. Ergenlik dönemi çok daha olumsuzluğun peş peşe yaşanabildiği dönemdir. 'Aklı başına gelir' diye beklenmemeli, çünkü gelmeyecektir'' diye konuştu.
Semerci, hastalığın tedavisinin çok kolay olmadığını ve tedavide özellikle ailelere ve öğretmenlere büyük görevler düştüğünü vurgulayarak, şunları kaydetti: ''Önemli olan sorunu kabullenip çözüm yolu aramaktır. Kabullenilmediği zaman baş edemiyoruz. Çocuğun durumunun zekayla ilgisi yok. Bu çocukların aşırı korunmaya, desteklenmeye gereksinimi de yok. Aksine bazı şeyleri başarmak için bazı şeyleri yapmaya ihtiyaçları var. Okul öncesi dönemde bulguları fark edip uzmana götürüldüğünde, 0-6 yaş grubunda sınırları iyi koyabilmek ve iyi düzen kurabilmek sorunu ortadan kaldıracaktır
Trafik kazalarından sonra gelen en önemli ikinci ölüm nedeni olan intihar ve depresyon konusunda bilgilenmek, bu vakaları önlemek için ilk koşuldur. İntihar vakalarının son bir yılda hızla artması göz önünde bulundurulduğunda, tüm toplumun, özellikle ailelerin ve eğitimcilerin depresyonun belirtileri konusunda bilgi sahibi olmaları gerektiğinin önemi görülmektedir.
Depresyonun tanımı, nedenleri ve belirtileri Depresyon, belirtileri hafif, orta ve şiddetli yaşanabilen, etkili biçimde tedavi edilebilen, tedavi edilmediğinde kimi vakalarda intiharla sonuçlanabilen yaygın ve ciddi bir ruhsal rahatsızlıktır. Depresyona biyolojik, psikolojik, ekonomik, sosyal ve çevresel etkenler neden olabilir. Gençlerde depresyonun belirtileri aşağıdaki gibidir;
· mutsuzluk, karamsarlık ve umutsuzluk · hüzünlü olma ve sık ağlama isteği · içe kapanma, sosyal çevreden uzaklaşma ve yalnızlık duygusu · kaygı, huzursuzluk, gerginlik ve sıkıntı · aşırı alınganlık ve şüphecilik · öfke, sinirlilik ve saldırganlık (veya bu duyguları ifade etmede güçlük) · davranış bozuklukları · suçluluk duygusu · değersizlik ve başarısızlık duygusu · dikkat toplamada güçlük ve unutkanlık · okul başarısında düşme · sorumluluk almaktan kaçınma · karar vermede güçlük · yaşama ve insanlara karşı ilgisizlik · günlük aktivitelerde ve hareketlerde azalma · uykusuzluk ve aşırı uyuma · iştahsızlık, kilo kaybı veya kilo alma · yorgunluk ve ağrılar · sağlıkla ilgili kaygılar, ölüm korkusu, isteği veya düşüncesi
Depresyonda olan gençte bu belirtilerin hepsi birden görülmeyebilir; bu belirtilerden bir kısmını gözlemlediğinizde, çocuğunuzu profesyonel yardım alma konusunda ikna etmeye çalışın. Çocuğunuz profesyonel yardımı reddetse bile, siz bir uzmana danışarak ona nasıl ulaşmanız gerektiği konusunda yardım alın.
İntiharın sinyalleri İntihar etmeyi düşünen kişiler, bu girişimlerini gerçekleştirmeden önce bazı sinyaller verir. Bu sinyaller konusunda uyanık olarak, olası intihar girişimlerini engelleyebiliriz. İntihar etmeyi düşünen kişiler aşağıdaki şekillerde davranma eğilimi gösterebilirler;
· ani davranışsal ve duygusal değişiklikler · sürekli ölümden veya ölme isteğinden sözetme · intihar etmeyi düşündüklerini direk söyleme · kendilerine zarar verici davranışlarda bulunmak · veda veya ayrılık sözleri, mektuplar · dargınlıkları sonlandırma girişimleri · hayatı umursamadığını ifade edecek mesajlar verme · bir depresyon döneminde hızla iyileşme
İntihar kararını tetikleyici yaşam olayları Gençlerde ve çocuklarda intihar etme kararını vermeyi kolaylaştırıcı bazı yaşam olayları konusunda bilgi sahibi olmak da, intiharı engelleme konusunda bize yardımcı olabilir. Aşağıdaki olaylar depresyonda olan bir çocuk veya genç için bardağı taşıran son damla olabilir, zaten yaşama isteği çok azalmış olan genç, ümitsiziğe kapılarak yaşamına sonlandırmaya karar verebilir;
· aile içi ağır bir kavga · cinsel taciz veya fiziksel şiddet · hakaret veya aşağılanma (özellikle başkalarının yanında) · duygusal bir ilişkinin sona ermesi · okul başarısızlığı (sınıfta kalma, okuldan atılma vb.) · ağır bir haksızlığa maruz kalma · cezalandırılma korku ve kaygısı
Daha önceden intihar girişiminde bulunan kişilerin yeniden intiharı deneme olasılıkları %75 civarındadır. Bu nedenle önceden intihar girişiminde bulunan gençlerin anne-babaları bu konuda çok dikkatli olmalıdırlar. Aileler ve eğitimciler, hastalıkların kimseye ayrıcalık tanımadığını, her gencin depresyon geçirme riski taşıdığını unutmamalı ve şüphelendikleri bir durumla karşılaştıklarında hiç zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmalılar. Bu konunun bir an önce gündemden inmesi ve bir daha bu konuda yazmak zorunda kalmamak dileğiyle...
Anne-babaların uygulayabileceği basit Duyma testleri...*
Doğumdan Hemen Sonra
ani bir gürültü sonrası irkilme yada göz kırpma - örnek; kapı çarpması
Bir Aylıkken
Uzun süren ani sesler dikkatini çeker örnek; elektrik süpürgesi çalışmaya başlayınca durur ve dinler
Dört Aylıkken
Sizi görmese bile sesinizi duyunca sakinleşir ve gülümser. Arkasında veya yanda da olsanız, sesinizi duyunca başını-gözlerini size doğru çevirir
Yedi Aylıkken
Başka bir şeyle çok meşgul değilse, odada sesinizi duyar duymaz o tarafa döner, çok alçak seslere bile tepki gösterir.
Dokuz Aylıkken
Tanıdığı günlük sesleri ilgiyle dinler, Görmediği yerlerden gelen alçak sesleri anlamaya çalışır, Keyifli olduğu zamanlar, ahenkli yüksek sesler çıkarır.
Oniki Aylıkken
Kendi adı ve başka tanıdığı sözcüklere tepki gösterir Eşlik eden bir hareket olmadığı zaman bile “hayır” ve “bay bay” dendiğinde bir tür tepki gösterebilir